Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

İngiliz Câsûsunun İtirâfları-Sonsöz-2

- dünden devam -
 
(Kelime-i şehâdet)i söylemeğe ve inanmağa (Îmân) denir. Söyliyen ve ma'nâsını bilip inanan kimseye (Mü'min) denir. (Kelime-i şehâdet) (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh)dür. Ma'nâsı, (Allahdan başka ilah [ma'bûd] yokdur ve Muhammed aleyhisselâm, Onun kulu ve bütün insanlara gönderdiği resûlüdür). Ondan sonra hiç Peygamber gelmiyecekdir, demekdir. (Merâkıl-felâh) kitâbının Tahtâvî hâşiyesinde, kazâ nemâzları sonunda diyor ki, (Allahü teâlânın, yalnız var olduğuna inanmak kâfî değildir. Şerîki var diyen kâfirler de, var olduğuna inanıyor. Mü'min olmak için, hem var olduğuna, hem de, [bir, diri, kâdir, âlim, irâde sâhibi gibi] sıfatları olduğuna, herşeyi gördüğüne ve işitdiğine ve Ondan başka yaratıcı olmadığına da inanmak lâzımdır). Muhammed aleyhisselâmın, (Resûl=Peygamber) olduğuna inanmak demek, her sözünün, Allahü teâlâ tarafından Ona bildirilmiş olduğuna inanmakdır. Allahü teâlâ, (İslâmiyyet)i, ya'nî îmân ve amel bilgilerini Kur'ân-ı kerîm vâsıtası ile, Ona bildirdi. Yapmak için olan emrlere (Farz) denir. Yasaklara (Harâm) denir. İkisine birden (Ahkâm-ı islâmiyye) denir. Bir insan, müslimân olur olmaz, insanlar arasına yayılmış olan islâm bilgilerini öğrenmesi, ona hemen farz olur. Bunları öğrenmeğe ehemmiyyet vermezse, öğrenmeğe lüzûm yok derse, îmânı gider, (Kâfir) olur. Kâfir olarak ölen bir kimsenin, âhiretde hiç afv olunmıyacağı ve Cehennemde ebedî, sonsuz yanacağı âyet-i kerîmelerde ve hadîs-i şerîflerde, açıkca bildirilmişdir. (Mektûbât Tercemesi) kitâbımızdaki 266. cı mektûbda da uzun yazılıdır.

Îmânı gidene (Mürted) denir. Kur'ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere, doğru olarak inananlara (Ehl-i sünnet) denir. Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, herşeyi açık olarak bildirmedi. Ba'zılarını kapalı olarak bildirdi. Kur'ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere inanıp da, ba'zı yerlerine, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi ma'nâ vermiyenlere (Mezhebsiz) denir. Mezhebsizlerden, yalnız kapalı bildirilmiş olan îmân bilgilerine yanlış ma'nâlar verene (Bid'at ehli) veyâ (Sapık) müslimân denir. Açık bildirilmiş olanlara yanlış ma'nâ verene (Mülhid) denir. Mülhid, kendini müslimân bilir ise de, kâfirdir. Bid'at sâhibi kimse, kâfir değildir. Fekat, muhakkak Cehennemde çok azâb görecekdir. Ehl-i sünnet âlimlerinin hak yolda olduklarını, üstünlüklerini bildiren kitâblar arasında, Sûdânlı, fazîletli Muhammed Süleymân efendinin (Mahzen-ül-fıkh-il-kübrâ) kitâbı çok kıymetlidir. Müslimân olmadığı hâlde, müslimân görünerek, açık bildirilmiş olan bilgilere, kendi aklına, fen bilgilerine göre bozuk ma'nâlar vererek, müslimânları aldatan kâfirlere (Zındık) denir.

- devamı var -

İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları

İSTATİSTİKLER

Bugün:251
Dün:1,367
Bu Ay:28,291
Toplam:13,451,531
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842