Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

İmâm-ı Rabbânî'yi doğru tanımak

Ahmed bin Abdülehad, Müceddidiyye, Kâdiriyye, Sühreverdiyye, Kübreviyye ve Çeştiyye büyüklerinin bütün kemâlâtına mazhar idi. O, derin bir âlim, büyük bir velî idi...
 
Son zamanlarda, İslâmın içini boşaltmaya, Kur'ân-ı kerîmi tahrîf etmeye, Peygamber Efendimizi saf dışı bırakmaya gayret eden, İslâm akîdesini bozmaya, güzel vatanımızı parçalamaya ve satmaya, Türk milletini bölmeye-parçalamaya ve birbirine düşürmeye ve bir iç savaş çıkarmaya çalışan "Terör Örgütleri"ni bir tarafa bırakarak, sanki hedef saptırmaya çalışan bazı işgüzârlar çıkmaktadır... Reklam olmasın ve cevap hakkı doğmasın diye ismini vermeyeceğim bir internet sitesinde, tenkit edilecek birçok din düşmânı, İslâm düşmânı, Ehl-i sünnet düşmânı, bid'at ehli, fitne ve fesat ehli kimse var iken, başka tenkit edilecek kimse kalmamış gibi, büyük âlim ve velî İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed Fârûkî Serhendî'ye ve hocası Muhammed Bâkî Billah'a (rahmetullahi aleyhimâ) çatılmış, haklarında çok ağır bir dil kullanılmış, onlara çok büyük iftiralar atılmıştır... Biz bugün, bu vesîleyle, en büyük âlim ve velîlerden olan İmâm-ı Rabbânî'yi, deryâdan damla misâli, karınca karârınca tanıtmaya çalışacağız...
 
İmâm-ı Rabbânî'nin (rahmetullahi aleyh) adı Ahmed'dir. Hindistân'da yetişen en büyük İslâm âlimidir. Âlimlerin üstünü, vâsılların reîsi, hârikaların, kerâmetlerin mazharı, sonsuz derecelerin câmii (toplayıcısı), hakîkat ehlinin öncüsü idi. Hazret-i Ömer'in (radıyallahü anh) yirmisekizinci torunudur.
 
Ahmed bin Abdülehad (rahmetullahi aleyhimâ), Müceddidiyye, Kâdiriyye, Sühreverdiyye, Kübreviyye ve Çeştiyye büyüklerinin bütün kemâlâtına mazhar idi. O, derin bir âlim, büyük bir velî idi; müctehid idi. İslâm âlimlerinin göz bebeği, tasavvuf bilgilerinin mütehassısı idi. Âlimlerin önderi, velîlerin baş tâcı idi.
 
Hicrî 971 (mîlâdî 1563) senesinin 10 Muharrem el-harâm yani Aşûre Günü, Serhend şehrinde tevellüd etti/doğdu. Bedreddîn-i Serhendî'nin Fârisî "Hadarâtül-kuds" Muhammed Hâşim-i Kişmî'nin Fârisî "Berekât" kitaplarında ve Mektûbâtın Arabî tercümesi olan "ed-Dürerül-Meknûnât" kitâbının hâşiyesinde ve Arabî "el-Hadâikul verdiyye"de hâl tercümeleri ve kerâmetleri geniş yazılıdır. Hâce-zâde Ahmed Hilmî Efendi'nin, İstanbul'da 1318'de basılan Türkçe "Hadîkatül-Evliyâ" kitâbı da İmâm-ı Rabbânî'nin ve üstâdlarının hayâtını ve kerâmetlerini bildirmektedir.
 
1394 [m. 1974] senesinde, Pâkistân'ın Şeyhûfûre şehrinde, Urdu dili ile basılmış olan "Meslek-i Müceddid" kitâbında ve "El-Hadâikul-verdiyye" kitâbında da, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hâl tercümesi yazılıdır. Bu iki kitaptaki hâl tercümeleri bir arada olarak, 1396 [m. 1976] senesinde, İstanbul'da ofset yolu ile bastırılmıştır. Hakîkat Kitâbevi yayınlarından "Hak Sözün Vesîkaları"nda da çok güzel yazılıdır.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Türkiye Gazetesi - 9 Ocak 2017

İSTATİSTİKLER

Bugün:260
Dün:1,367
Bu Ay:28,300
Toplam:13,451,540
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842