Anasayfam Yap
 Sık Kullanılanlara Ekle
 Tavsiye Et
 İrtibat
 Dini Sualleriniz İçin
Türkçe English
























           ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...”

                  ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...”
4 Eylül 2010 
25 Ramazân 1431 



Huzur Pınarı İnternet Radyosu Yayında
HUZUR PINARI
KURULUŞ:

1 Muharrem 1424
4 Mart 2003

Diş Hekimi

Ali Zeki OSMANAĞAOĞLU

Yavuz Selim Cad. No:30
Fatih / İSTANBUL

(0212) 521 34 57




Ramazan-ı şerifin her saniyesi, büyük devlet, büyük nimettir

Huzur ayı, rahmet ayı, mağfiret ayı olan mübarek ramazan-ı şerif ayı geldi ve geçiyor.
Allahü teala hepimizi, ramazan-ı şerifin şefaatine nâil eylesin, bereketlerine ve faziletlerine kavuştursun, ramazan-ı şerifde afv ve mağfiret edilen ve cehennemden azad olunan kullarından eylesin inşallah.

Büyüklerimiz ramezân-ı şerif ayında dua ederlerken; "Ramezan-ı şerifin şefaatine nâil eyle, ramezan-ı şerifde afv ve mağfiret ettiğin, cehenneminden azad ettiğin kullarından eyle" diyerek dua ederlerdi. Onun için, dua ederken dahi, büyüklerimizi numune almalıyız. Sevgi bunu icab ettirir. İnsan sevdiği ile beraber olacaktır. İnşallah cenab-ı Hak bize sevdiklerine kavuşmayı ve sevdikleriyle beraber olmamızı nasib etsin inşallah. İmam-ı Rabbani hazretleri mektubatta buyuruyorlar ki, eğer Allahü teala bir kuluna sevdiği bir kulunu tanıştırdıysa, Allahü teala sevdiği bir kulunu bir kuluna sevdirdiyse, ona her şeyi vermiştir. Hiç bir şeyi noksan bırakmamıştır. Büyükler buyuruyor ki; “Ehl-i sünnet itikadı çok kıymetli bir cevherdir. Allahü teala bu kıymetli cevheri çöpe atmaz... Ancak kıymetli kalblere koyar.”

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslüman afvolur, âzâd olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübârek ayda Onun şânına yakışacak, kulluk yapmağı ve Rabbimizin râzı olduğu, beğendiği yolda bulunmağı, hepimize nasip eylesin! Âmîn. Müslüman akıllı tüccar gibi olmalıdır, ne yaptığını bilerek yapmalıdır.

Büyüklerimiz buyuruyor ki, Ramazan-ı şerif 30 gün bayramdır, üç gün değil. Çünki bunun her gün ve gecesinde binlerce, onbinlerce müminler afv olur. Öyle bir afv ayıdır bu ay... Ne mutlu, Allahü tealaya hamd olsun ki, Ehl-i sünnet itikadı üzere bu ayı ramazan-ı şerif ayı olarak idrak etmemizi bize nasip eyledi. Ramazan-ı şerif ayının kıymetini hepimiz çok iyi anlayıp ve idrak ederiz inşallah. Allahü teala bu ümmeti afv etmek istemeseydi, ramazan ayını yaratmazdı. Ramazan-ı şerif ayını Allahü teala bu ümmeti afv etmek için yaratmıştır. Bu ay Allahü tealanın bize hususi ihsanıdır. Ramazan ayı, nimetlerin en büyüklerindendir. Afvın, mağfiretin pekçok olduğu bir aydır. Bir günü, bine bedeldir, hele içinde bir de, bin aya bedel olan kadir gecesi vardır. Bir ayın tamamı, yani ramazanın her günü bayramdır; çünki her gün binlerce, yüz binlerce müslüman afva uğruyor, cennete gidiyor. Bu öyle mübarek bir aydır ki, bütün senenin pisliğine kefarettir ve mutlaka temizleyicidir. Orucunu tutan mümin, bayram sonuna kadar tertemiz olur. Bayramdan sonra, kirli havaya bağlı olarak yine kirlenmeye başlıyor. Bu kirli hava, salihlere de bulaşıyor. Çünki hava kirlenirse, bundan herkes rahatsız olur. Şimdi manevi hava çok kirli, temiz kimse bile, sokağa çıktığı zaman, bu kirli havayı teneffüs ettiği için kalbi kararır. Havanın kirliliği, haram ve helallerin karışmasından olmuştur. Eskiden haramlar ve helaller ayrıydı. Şimdi karmakarışık oldu.

Peygamber efendimiz, (Bir hurmayla iftar ettirene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de, bu sevab verilecektir. Bu ay öyle bir aydır ki; ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret, sonu da cehennemden azat olmaktır. Bu ayda dört şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, bu ayda çok kelime-i şehadet söylemek ve istiğfar etmektir. Diğer ikisini de zaten her zaman yapmamız lazımdır. Bunlar da, Allahü teâlâdan cennetini istemek ve cehenneminden ona sığınmaktır) buyurdu.

Tam İlmihal Seâdet-i Ebediyye kitabında buyuruluyor ki, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimiz; Şa'bân ayının son günü hutbede buyurdu ki: (Ey Müslimânlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece [Kadr gecesi], bin aydan dahâ fâidelidir. Allahü teâlâ, bu ayda, hergün oruc tutulmasını emr etdi. Bu ayda, geceleri terâvîh nemâzı kılmak da sünnetdir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabr ayıdır. Sabr edenin gideceği yer cennetdir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda mü'minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir orucluya iftâr verirse, günâhları afv olur. Hak teâlâ, onu cehennem ateşinden âzâd eder. O oruclunun sevâbı kadar, ona sevâb verilir).

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Allahü teâlâ Ramazan ayında günah işlemeyi terkeden kimsenin, onbir aylık günahını mağfiret eder.”
“Dikkatli olun! Ramazan ayındaki sevap ve günahlar katlarıyla yazılır. Ramazanda çok namaz kılınız! Çok Kur’ân-ı kerîm okuyunuz! Çünki ramazan ayında okunan kur’ân-ı kerîmin her harfi için, Cenâb-ı Hak, cennet bahçelerinden bir bahçe ihsan eder.”
“Ramazana çok hürmet etmelidir. Onun rahmeti müminleri sevindiricidir. O öyle bir aydır ki; ilk günleri rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtulmaktır.”
“Eğer kullar, ramazan-ı şerîf ayındaki fazilet ve ihsanları bilselerdi, bütün senenin ramazan olmasını isterlerdi. Çünkü bunda çok sevap vardır.”
"Ramazan ayının gelmesine sevineni, Allahü teâlâ, kıyâmet gününün korkusundan muhâfaza eder."
"Ramazan ayının gündüz ve gecesinde kur'ân-ı kerîmden bir âyet okuyana, her harfi için bir şehit sevabı verilir."
"Ramazan-ı şerîfe hürmet eden, Allahü teâlâya hürmet etmiş olur."

İki arkadaş varmış, biri şehit düşmüş, diğeri de birkaç sene sonra vefat etmiş. O, sonra vefat eden adam önce şehit düşenden daha çok derecelere kavuşmuş, daha büyük makamlar elde etmiş. Bu nasıl olur diye şaşırmışlar... meğer ki, bunun üzerinden altıbin rekat namaz ve iki tane ramazan ayı geçmiş. Yani bu hayatta kaldığı sürede ramazan ayı geçti, o adam ecir ve sevabı yönünden o şehitin kazandığı sevaptan daha çok sevap kazandı. ... Dolayısıyle Ramazan-ı şerifin her saniyesi, her dakikası, her günü büyük devlet, büyük nimettir.

Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

Ali Zeki Osmanağaoğlu

Gözlerimi kapayıp, derin düşünüyorum,
hayâlimde, rûhumda, bir Işık görüyorum.
Kalbleri pak eden, bakışlar önündeyim,
fakat bu, rü’yâ değil, bilmiyorum nerdeyim.

Sevdamız bu Işığadır, rûhların tek matlûbuna...
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?

Doğrusu bu cihanda, başkaca Işık yoktur,
Olsa bile sönüktür, ziyasız ve donuktur.
Sizi bilenler bilir, bilmeyene söz yoktur.
Bu nadide sofrada, kırıntı bize çoktur.

Bu Işık kavuşturmuş , âşıkları ma’şûka...
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?

Bizden sadır olanlar, sizi sena edemez,
boş laftan, yanlış sözden, daha öte gidemez.
Hakire sükut düşer, karga nağme edemez!
Sizi meth-ü senaya, diller kafi gelemez.

Sevenlerin ne yapsın, zulmet dolu dünyada...
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?

Ardınızdan yetim kaldı ciğerpareleriniz,
yüreği parçalanan aşıklar sizin sevenleriniz.
Kararan gönüllere ilim meşalesiydiniz,
İlim, takva ehlinin şüphesiz reisiydiniz.

Unutulmayan nursunuz, ehl-i sünnet yoluna.
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?

(Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

ELVEDÂ YÂ ŞEHR-İ RAMAZÂN - 25

Hoşgeldin Huzur Ayı

Gülbahçesinden...

Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Kadir Gecesini, inanarak ve sevabını bekleyerek ihyâ edenin, geçmiş bütün günâhlarını Allahü teâlâ mağfiret eder.)




Kâinatın Efendisi

Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

RESÛLULLAHIN GÜZEL AHLÂK VE ÂDETLERİ

Resûlullahın "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" ahlâkından ve âdetlerinden elli adedi aşağıda bildirilmiştir:

1-Resûlullahın "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" ilmi, irfânı, fehmi, yakîni, aklı, zekâsı, cömertliği, tevâzuu, hilmi, şefkati, sabrı, gayreti, hamiyyeti, sadâkatı, emâneti, şecâ'ati, heybeti, yiğitliği, belâgati, fesâhati, fetâneti, melâheti [güzelliği], verâ'ı, iffeti, keremi, insâfı, hayâsı, zühdü, takvâsı bütün Peygamberlerden daha çoktu. Dostundan ve düşmanından gördüğü zararları, eziyyetleri affederdi. Hiçbirine karşılık vermezdi. Uhud gazâsında kâfirler mübârek yanağını kanatıp, dişlerini kırdıkları zaman, bunu yapanlar için, (Yâ Rabbî! Bunları affet! Câhilliklerine bağışla) diye duâ buyurmuştu.

2-Şefkati çoktu. Hayvanlara su verir. Su kabını eliyle tutarak doymalarını beklerdi. Bindiği atın yüzünü ve gözünü silerdi.

3-Her çağırana, lebbeyk (efendim) diyerek cevap verirdi. Kimsenin yanında, ayaklarını uzatmazdı. Diz çöküp otururdu. Hayvan üzerinde giderken, bir yaya görünce, arkasına bindirirdi.

4-Kendisini kimseden üstün tutmazdı. Bir yolculukta, bir koyun kebâbı yapılacağı zaman, biri ben keserim dedi. Bir başkası, ben derisini yüzerim dedi. Diğeri, ben pişiririm dedi. Resûlullah da, ben odun toplarım deyince, Yâ Resûlallah! "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" Sen istirâhat buyur! Biz toplarız dediler. (Evet! Sizin herşeyi yapacağınızı biliyorum. Fakat, iş görenlerden ayrılarak oturmak istemem. Allahü teâlâ, arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez) buyurdu. Kalkıp odun toplamaya gitti.

5-Eshâbının "radıyallahü teâlâ anhüm ecmaîn" oturdukları yere gelince, baş tarafa geçmezdi. Gördüğü boş bir yere otururdu. Elinde bastonu olarak, birgün sokağa çıktıkta, görenler ayağa kalktılar. (Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi, benim için ayağa kalkmayınız! Ben de, sizin gibi bir insanım. Herkes gibi yirim. Yorulunca, otururum) buyurdu.

6-Çok zaman diz çökerek otururdu. Dizlerini dikip, etrâfına kollarını sararak oturduğu da görülmüştür. Yemekte, giymekte ve herşeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. Onların işlerine yardım ederdi. Kimseyi dövdüğü, sövdüğü hiç görülmedi. Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik diyor ki, Resûlullaha on sene hizmet ettim. Onun bana yaptığı hizmet, benim Ona yaptığımdan çok idi. Bana incindiğini, sert söylediğini hiç görmedim.

7-Söküklerini, yırtıklarını kendi de yamar, koyunlarını kendi de sağar, hayvanlarına kendi de yem verirdi. Çarşıdan satın aldığını eve kendisi götürürdü. Yolculukta hayvanlarına yem verir, bâzan tımar da ederdi. Bunları bâzan yalnız yapar, bâzan da hizmetçilerine yardım ederdi.

8-Bazı kimselerin hizmetçileri gelip kendisini çağırdıklarında, Medînenin âdetine uyarak, onlarla elele verip yürürdü.

9-Hastaları ziyâret eder, cenâzelerde bulunurdu. Gönül almak için, kâfirlerin ve münâfıkların hastalarını da ziyâret ederdi.

10-Sabah namazlarını kıldırdıktan sonra, cemaate karşı oturup, (Hasta olan kardeşimiz var mı? Ziyâretine gidelim!) buyururdu. Hasta yoksa,(Cenâzesi olan var mı? Yardıma gidelim!) derdi. Cenâze olursa, yıkanmasında, kefenlenmesinde yardım eder, namazını kıldırır, kabrine kadar giderdi. Cenâze yoksa, (Rü'yâ gören varsa anlatsın! Dinleyelim, tâbir edelim!) buyururdu.

--devamı var-

[Herkese Lazım Olan Îmân]




Teravih namazı kılmak

Sual: Teravih kaç rekâttır ve cemaatle kılmak sünnet midir, nasıl kılınır?

CEVAP

Peygamber efendimiz, 3–4 gün teravihi cemaatle kıldırdı, daha sonra evden çıkmadı. Sebebi sorulunca, (Teravih namazının size farz olacağından korktuğum için, evden çıkmadım) buyurdu. (Buhari)

Teravihin 20 rekât oluşu ve cemaatle kılınması hadis-i şerifle bildirilmiştir. Sünnet olduğu icma ile sabittir. Peygamber efendimiz teravihi, 8, 12 ve 20 rekât olarak da kılmıştır. İbni Abbas hazretleri bildiriyor ki, Resulullah yatsıdan sonra, vitirden önce, 20 rekât namaz kıldıktan sonra, (Ramazanda 20 rekât teravih namazı kılanın, 20 bin günahı affolur) buyurdu. (İbni Ebi Şeybe) Teravihin 20 rekât olduğuna inanmayanın bid'at ehli olduğu, (Nur-ül-izah) şerhinde de yazılıdır.

İmam-ı a'zam hazretleri, (Teravih namazı sünnet-i müekkededir. Hazret-i Ömer, teravihin 20 rekât olarak cemaatle kılınmasını kendiliğinden ortaya çıkarmadı. O, elindeki sağlam esasa, yani Resulullahın sünnetine dayanarak emretti) buyuruyor. (El-İhtiyar)

Resulullah teravihi hiç kılmasa bile, hulefa-i raşidinin kılması, sünnet olması için kâfidir. Hadis-i şerifte, (Sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın) buyuruldu. (Buhari)

Teravihin cemaatle kılınması, (sünnet-i kifaye)dir. Yani bir mahallede cemaatle kılınınca, diğerleri evde kılsa da, sünnet ifa edilmiş olur. Erkeklerin camide cemaatle namaz kılmalarının, evde kıldıkları namazdan 27 derece daha fazla sevab olduğu, kadınlarınsa evde namaz kılmalarının, camide namaz kılmalarından daha çok sevab olduğu hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Kadınlar, zaruretsiz camiye gidemez; çünkü Redd-ül-muhtar'da buyuruluyor ki: (Genç ve yaşlı kadınların 5 vakit namaz için, Cuma, teravih ve bayram namazları için, vaaz dinlemek için camiye gitmeleri caiz değildir. Eskiden, yalnız çok yaşlı kadınların, akşam ve yatsı namazına gitmesine izin verilmişse de, şimdi bunların da gitmesi caiz değildir.)

Teravih namazı iki veya dört rekâtta bir selam vererek kılınır; fakat iki rekâtta bir selam vermek daha iyidir. Teravih namazını on rekâtta bir selam vererek iki selamla bitirmek, caiz fakat mekruhtur. Şafii'deyse hiç sahih olmaz. Teravih, vitirden önce kılınır. Vitirden sonra da kılmak caizdir. Kılınamayan teravih namazının kazası gerekmez.

Bazı imamlar tadil-i erkâna riayet etmeyerek teravihi hızlı kıldırıyor. Hâlbuki Hanefi'de tadil-i erkân vacibdir. Vaciblerinden biri kasten terk edilerek kılınan namazı tekrar kılmak vacibdir. Unutularak vacib terk edilirse, secde-i sehv gerekir. Tadil-i erkân, Şafii'deyse farzdır. Farz terk edilince namaz sahih olmaz. Teravih de olsa, sahih olmayacak kadar hızlı kılmak caiz olmaz.

[Türkiye Gazetesi]




Hikmetler...

ZEKAT SOSYAL ADALETİN TEMELİDİR...

Zekât ibâdeti, hem şahıslara ve hem de topluma sayısız faydalar sağlar. Zekâtını veren zengin, Allahü teâlânın verdiği nîmetler karşısında şükretmiş olur. Şükür ise, nîmeti arttırır. Şükretmemek nîmetin elden gitmesine sebep olur. Zekât, insanlar arasında sevgi, saygı, birlik ve berâberlik bağlarını kuvvetlendirir. Zengin-fakir arasında meydana gelebilecek kin ve düşmanlığa engel olur. Fakir ve zengin arasındaki düşmanlığı ortadan kaldırır. Kardeşliği, muhabbeti arttırarak, cemiyete huzur sağlar. İnsanları isyankâr olmaktan, hak yiyici ve saldırgan olmaktan koruyup, topluma faydalı hâle getirir.

ZEKAT VE SOSYAL ADALET...

Müslüman olan zenginlerin, fakirlere zekât vermesini Allahü teâlâ emir buyurmuştur. Bu emir, sosyal adâletin temelini teşkil eder. Zenginin malından zekat vermesi, mevsiminde bir ağacın dallarını budamak gibidir. Ağacı budadığımız zaman görünüşte biraz küçülmüş gibi olur. Fakat zamânında budanan dalların arkasından daha gür ve daha genç dallar çıkar. Bu hâliyle ağaç daha verimli ve güzel görünür. Zengin de malının zekâtını bu şekilde zamânında verirse, parası ve malı biraz noksanlaşmış gibi görünür ama, Allahü teâlâ zekâtı verilen malın bereketini daha çok arttırır ve malın kazâdan, belâdan korunmasını sağlar. Zekât, malın kırkta birini hak eden fakirlere vermek demektir. Dînimizde eli, ayağı tutup da çalışabilenlerin dilenmesi haramdır...




Menkıbeler...

UŞRUNU TAM OLARAK VERDİ

Abdurrahmân bin Muhammed es-Sekkâf hazretleri "rahmetullahi aleyh", haramlardan ve şüphelilerden şiddetle kaçınır, harama düşmek tehlikesinden dolayı mübâhların fazlasını bile terk ederdi. Malı varsa zekâtını, bahçesinden kalkan mahsüllerinin uşrunu eksiksiz verir, fazlasını tasadduk ederdi. Etrafında hurma bahçeleri bulunan bir bahçesi vardı. Bir defâsında çocuklar, bu bahçeler arasında oynarlarken ateş yaktılar. Sonunda ateş büyüyerek etrâfı sardı. Bahçelerdeki ağaçlar yanmaya başladı. Bütün ağaçlar bu yangında yandıkları hâlde, mahsüllerinin uşrunu tam olarak verdiği için, bu zâtın bahçesine hiçbir şey olmadı. Ağaçlardan biri bile zarar görmedi. İnsanlar hayret içinde kaldılar.

NASİHAT

Kılavuz dededen "kuddise sirruh" bir gün nasihat istediler. Buyurdu ki:

- İnsan, ehli sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyunca kalbine feyz akar. Feyz, nur demektir. Yani kalbi temizlenir. İbadetlerden zevk almaya başlar. Haramlar çirkin gelir. Halis kul olur...

Şöyle devam etti:

- Ehli sünnet kitaplarını okuyanın kalbinde, Müslümanlara karşı kötü düşünce varsa, onlar şefkat ve merhamete dönüşür. Kin ve hasetten kurtulup, halis kul olur.

Sordular:

- Halis mümin nasıl olur?

Buyurdu ki:

- Halis mümin, güzel ve tatlı sözlerle din kardeşlerine emr-i maruf yapar. Allahü teâlânın rızasını kazanmak için çırpınır. Günahlardan kaçıp, ibadetlere sarılır. İslamiyete tam uyabilmek için kılı kırk yarar. Şöyle bitirdi:

- Halis mümin, günahından ötürü Allah'a karşı daima mahcup ve boynu büküktür. Her türlü ihtiyacını Ona arzeder. Onun azabından yine Onun merhametine sığınır...

[Türkiye Gazetesi]




Mühim tenbih...

SEÂDETE KAVUŞMAK İÇİN...

Allahü teâlânın sevgisini kazanmak için, islâmiyete uyana ve bir mürşidi sevene (Sâlih) [iyi insan] denir. Bu sevgiyi kazanmış olana (Velî) denir. Başkalarının da kazanmaları için çalışan Velîye (Mürşid) denir. (İslâmiyyetin aslı, temeli üçdür: İlm, amel, ihlâs.) İslâm ilmleri ikiye ayrılır. Din bilgileri, fen bilgileri. Dinde reformcular, din bilgilerine (Skolastik bilgiler), fen bilgilerine (Rasyonel bilgiler) diyorlar. Din bilgileri, ağaçdan armud düşer gibi, insanın kafasına bir yerden gelmez. Bir hakîkî mürşidin sözlerinden ve hâllerinden, hareketlerinden ve Ehl-i sünnet âlimlerinin (ilm-i hâl) kitâblarından öğrenilir. Kıyâmet yaklaşınca, hiçbir yerde hakîkî mürşid görülmiyecek, câhil, yalancı, fâsık din adamları çoğalacakdır. Bunlar Allahü teâlânın sevgisini kazanmak için değil, para, mevkı' ve şöhret kazanmak için çalışacaklar. Zenginlere, makam sâhiblerine yanaşacaklardır. Bu din hırsızlarına aldanmamak, se'âdete kavuşmak için, meşhûr Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını okumalıdır. Zararlı oyunları oynamak ve seyr etmek, din kitâbı okumağa mâni' oluyor. Gençler, din kitâbı okumayınca, din câhili oluyorlar. Dinsiz ve îmânsız yetişiyorlar. Müslümân ana-babaların, evlâdlarını bu felâketden kurtarmaları lâzımdır. Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin "rahimehümullah" kitâblarını neşr eden Hakîkat Kitâbevinin neşr etdiği kitâbları evine getirip, evlâdlarına okutmaları lâzımdır. Ana-babalar, bu vazîfelerini yapmazlarsa, evlâdları kâfir olur, Cehenneme gider.

http://www.hakikatkitabevi.com




İstanbul için İmsak ve İftar vakitleri...

(25 Ramazân 1431 - 4 Eylül 2010 Cumartesi)

İmsak: 04.40 İftar: 19.42

Not:

İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.

Diğer şehirler ve ülkeler için:
www.turktakvim.com
www.namazvakti.com

(Huzur Pınarı Mail Grubu)

    

ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE
(Peygamberlik Müjdeleri)

Bu kitâb, derin âlim ve büyük velî Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin, “ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE Lİ-TAKVİYET-İ EHLİL-FÜTÜVVE” adlı kitâbının tercümesidir. Kitâbda, bir mukaddime, yedi bölüm, bir hâtime vardır:

1) Mukaddime: Nebî ve mürsel kelimelerinin ma’nâlarını ve bunlara bağlı şeyleri açıklamakdadır.

2) Birinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan evvel, Peygamberliğine delîl olan alâmetler hakkındadır.

3) İkinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan bi’setine [Peygamberliği bildirildiği vakte] kadar, meydâna gelen alâmetler hakkındadır.

4) Üçüncü bölüm: Bi’setden hicrete kadar meydâna gelen mu’cizelerin beyânı hakkındadır.

5) Dördüncü bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hicretinden vefâtına kadar olan mu’cizeleri hakkındadır.

6) Beşinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” vefâtından sonra meydâna gelen ve ayrıca zemânı kesin belli olmıyan veyâ bir vakte mahsûs olmıyan alâmetler hakkındadır.

7) Altıncı bölüm: Eshâb-ı kirâmdan ve Ehl-i beytden [oniki imâmdan] meydâna gelen kerâmetler anlatılmakdadır.

8) Yedinci bölüm: Tâbi’în, tebe-i tâbi’în ve sofiyyeden sâdır olan kerâmetler hakkındadır.

9) Hâtime: Din düşmanlarının gördüğü cezâ ve belâlardan bahs edilmekdedir.

      

SEYYİD ABDÜLHAKÎM-İ ARVÂSÎ
"KUDDİSE SİRRUH"

Seyyid Abdülhakîm Efendi “kuddise sirruh”, dört mezhebin inceliklerine, evliyâlığın yüksekliklerine vâkıf idi. Üniversite mensupları, fen ve devlet adamları, çözülemez sandıkları güç bilgileri sormaya gelir, sohbetinde, dersinde bir saat kadar oturunca, cevâbını alır, sormaya lüzum kalmadan, o bilgi ile doymuş olarak geri dönerdi. Teveccühünü, sevgisini kazananlar, sayısız kerâmetler görürdü. Çok mütevâzi, pek alçak gönüllü idi. Ben dediği hiç işitilmemişti. İslâm âlimlerinin adı geçtiği zaman, (Bizler o büyüklerin yanında hâzır olsak sorulmayız, gâib olsak aranmayız. Bizler o büyüklerin yazılarını anlayamayız. Ancak bereketlenmek için okuruz.) buyururdu. Halbuki kendisi bu bilgilerin mütehassısı idi.



HuseyinHilmiIsik.com
Hayatı Hakkında
Yayınlanan Mailler
Abdulhakim-i Arvasi
Hazretleri
Şiirler
Kabir Resimleri
Eserleri
Silsile-i Aliyye
Büyükleri (Video)

Sual: Hüseyin Hilmi Işık Hazretleri hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap:
Sesli cevabı dinlemek için tıklayınız




Çağlar Network Ürünler ve Kazanç Yolları Sunumu


Üye Ol
Mail Grubumuz
Hakkında
Huzur Pınarı
Yahoo Group
Huzur Pınarı
Google Group
Yayınlanan Mail Arşivi
(Yahoo Groups)
Yayınlanan Mail Arşivi
(Tamamı PDF olarak)

Huzur Pınarı
Hakkında
Çocuklar için:
CocukPinari.com
Sitemiz Anasayfa
Yazıları Arşivi
Sitemize Reklam
Vermek İster misiniz?
Sitemizi Arkadaşınıza
Tavsiye Edin
Bügünkü Günlük
Yazıları Yazdır
Bügünkü Yazıları
Arkadaşına Gönder


Caliyet-ül Ekdar
(Sesli)




Caliyet-ül Ekdar
(Arabî orijinali, PDF)






Namaz Vakitleri



Kur'ân-ı kerîm okumak ve dinlemek için tıklayınız




Kuran-ı Kerim öğreniyorum
(Sesli Elifba)




Kuran-ı Kerim Tefsiri




Türkiye Takvimi




Dünya Şehirleri için
Namaz Vakitleri




İNSAN ve TOPLUM
(Sohbet, Gönül Bahçesi, Hikmetler, Menkıbeler)
DİZİ YAZILAR
(İz Bırakanlar, İstikamet, Meşhuların Son Sözleri, Gönül Pınarı)




Tam İlmihâl
Se'âdet-i Ebediyye (mp3)




Namaz sureleri ve duaları
(Yazılı ve sesli)






TGRT FM
Yayın arşivi






Sesli Yayınlar
(Sevgili Peygamberim
Rehber İnsanlar Serisi
Tarih Serisi, Çocuk Serisi
Alo Bilgi 1-12
Mehter Marşları)



Sitemizdeki bilgiler orjinaline sadık kalmak ve kaynak göstermek şartıyla kopyalanabilir.  Tavsiye Et
 İrtibat